Atölyedeki Elif Hanım

Benim hikayemde en az herkesinki kadar gerçek. Sıcak yaz günleriydi. imalathane sorumlusu olarak işe başladığım işyerindeki kendi büromda yalnız kalmıştım. Henüz 23 yaşındaydım ama bu ilk iş tecrübem değildi. 4 Katlı imalathanede benim bulunduğum kat yalnızca saat 4 ile 6 arasında dolardı. Bu saatlerde gün boyu hazırlanan mallar paketlenir işlemin ardından tekrar aynı katta bulunan banyolarda işçiler duşlarını alıp evlerine giderdi. Çalışanların çoğu aynı mahallede oturuyordu. Ambalaj işini bayanlar yaparken öbür katlarda erkekler makinelerin ertesi gün için bakımlarını yapardı. Jaluziyi açıp onları seyretmeye başladım. Çalışanlar 20 ila 45 yaş arasında 10-15 bayandı. İşleri gereği eğilmek kalkmak en olağan hareketti. Üzerlerinde iş üniformaları vardı. Ama elifin üzerindeki forma sanki formadan çok ölçüsü alınıp yapılmış bir giysi gibi çok hoş duruyordu. Kısa kollu.Göğüsten V yakalı. O sırada eğilip yerden ambalaj kağıdı alıyordu. Aman allahım İçine giydiği al külot ak formadan alenen görülebiliyordu. Ben kendimi kaybetmiş onları seyrederken onlarda beni görebiliyordu ama bu utangaç, utangaç ve beyefendi davranışları ile temayüz etmiş gencin aklına yanlış düşünceler gelebileceğini akıllarına getirmiyorlardı sanırım. Bu durumdan bende pek hoşnut olmadım açıkçası. İstanbulda bekar hayatı yaşamaktaydım. Akranlarım gibi olağan bir aşk hayatım ve hatta bekar yaşamanın avantajları nedeniyle daha aktif bir seks hayatım vardı.

Odamın kapısı açıldığında ben hala bu düşüncelerdeydim. Elif oğlunu hastaneye götürmek için vizite kağıdı almaya gelmişti. Oturmasını rica ettim. Ben vizite kağıdını hazırlarken oda meraklı gözlerle odayı inceliyordu.Sanırım yeni duş almış ve doğru dürüst kurulanmadan gelmişti. Kaşeye uzanırken kalemliği masanın öbür tarafına düşürdüm. Eğildi toplamaya başladı. Cam masadan eğildiği anda vücudunun tüm kıvrımları ortaya çıktı. Gözlerimi kaçırmaya çalışıyordum ama artık imkansızdı. Çünkü terli sutyenini takmaya bile lutf etmemiş, şansa bana sergilemekte idi. Kendisini izlediğimi ayrım ettiğinde elini göğsüne kapayarak eğilmeye başlamıştı. Kendimi çok suçlu hissetmiştim. Belki bu duyguyu amirlerime karşı hissetmek hakkımdı da astlarıma karşı hissetmek mevkimden yararlanıp onlardan faydalanma arzusu gibi gelmişti bana. O an dilimden süzülen “özür dilerim” sözüne bir mana verememiş edasıyla gözlerime bakıyordu. Ne için dedi. Boş ver dedim, yutkunarak. Evrakını uzattım. Alırken gözlerime bakarak “siz çok hususi birisiniz dedi. sebep dememe fırsat vermeden inşallah İstanbul sizi bozmaz dedi ve odadan çıktı. Bir mana verememiştim. Acaba özrü kabahatinden aka dedikleri duruma mı düşmüştüm, yoksa çok mu çaylak bir intiba bırakmıştım. Ondaki izlenimim ne oldu bilmiyorum ama ben kendimi çok aptal hissetmiştim.

İlerleyen günlerde bu durumu çok mesele etmedim. Taaki ilk ihracatımız için mesai yapılan akşama kadar. Gece işçiler mesaiye kalacaktı. İdari kadroda benden öbür bekar olmadığından başlarında ben kalabileceğimi söyledim. Odamda internete girip enteresan siteleri dolaşıyordum. Sanırım biraz fala kaptırmışım kendimi. Kapının açıldığını ayrım ettiğimde çok geçti. Çünkü elif elinde aş tepsisi ile içeri girdiğinde benim elim pantolonumun üzerinden sikimi ovuşturmaktaydı. Bu cam masa şimdide beni zor durumda bırakmıştı. Yemeğinizi getirdim dedi. Ama görüyorum ki sizin açlığınız öbür dedi. O anda başımı kaldırıp ona katı bir ifadeyle baktım. Yağız hırsız misali oradan öylemi görünüyor dedim. Benden bu ukalaca tavrı beklemeyen elif özür dilerim dedi. Yemeği masaya bıraktı. Çıkmak üzereyken seslendim. Oturmasını rica ettim. Ve yemeğime başladım. O yemeğini yemiş arkadaşlarının yanına dönmek üzereydi sanırım. Ben amacımı aştım galiba, kızacağınızı düşünmüyordum dedi yanakları kızarırken. Ben kadar olmasa da ortaokula giden oğlu vardı. Belkide bana yaklaşım tarzı bu değildi. Kızmadığımı söyledim. Ama bu yaşananlar bu haliyle arkadaşlarına iletilirse hakkımdaki intibaları ziyan görebilirdi. O utangaç genç gitmiş tamamıyla duruma yargıç bir delikanlı gelmişti yerine. Elif sence yaptığım çokmu anormaldi dedim. Aksine çok olağandı ama dedi. Sizi ben iç herkes kafasında öyle tasavvur ediyorduk ki, sanki siz cinsellikten arınmış bir rahiptiniz bizim gözümüzde. Bende hayretler uyandıran bir yanıda kelimeleri çok düzgün ve seçerek kullanmasıydı. Kenar mahalle atölyelerinden birinde bir madam gibi. Sormaktan kendimi alamadım. Eşim öğretmenlikten malulen emekli dedi. Geçirdiği trafik kazası onu tekerlekli sandalyeye mahkum etti. Eşimin maaşı yetmiyordu iki çocuk yetiştirmeye. Maalesef bana sağlayabildiği tek olanak bol bol okuyabilme şansı oldu. O bir tarafta ben bir tarafta kitap okur dururuz. Sonradan kazanılmış bir alışkanlık ama pek çok sosyal aktivite şansımızda yok dedi. İşinin başına dönmesini bu kadar uzun kalmasının yanlış anlaşılabileceğini söyledim. Güldü. Sizden kimse kuşku etmez dedi. Hatta sizden kocam bile kuşku etmez, çünkü sizden onada bahsettim. Tam bir beyefendi olduğunuzu oda biliyor dedi. Teşekkür ettim. O odadan çıktığında ben tekrar kendimle hesaplaşmaya başlamıştım. Halbuki dışarıdaki ben çok farklı biriydim. Hovarda çapkın hatta pervasız. Oysa işyerimde kostüm değiştiriyordum. Belki yöneticilikte bu profesyonellikti belki de sahtekarlık. Uyandığımda saat gece 1 sıralarıydı. Çalışanlar mesaisini bitirmiş tekrar her vakit olduğu gibi evlerinin mesafesine göre duşlarını almaktaydılar. Hatta bir kısmı duşunu alıp çıkmıştı. Elif sırasını beklerken ortalığı toparlıyordu. Ne kadarda zarif hayranlık uyandıran bir bayandı. Halbuki işyerinde çalışan daha genç ve alımlı kızlarda vardı. Ama ben mesafeyi ayarlamakta zorlanmıyordum. Ona karşı hissettiklerimin daha farklı oluğunu o an anlamıştım. Odamdan çıkıp onlara teşekkür ettim. Siz çıkmıyormusunuz dediler. Aslında çıkmalıydım ama bu saatten sonra eve gitmenin bir anlamı yoktu. Burada kalıcam bu gece dedim. öbür katların ışıkları sönmüş sadece duşta birkaç şahıs kalmıştı. Odama döndüm. Duştaki son personellerde çıkınca dolaptan havlumu aldım. Bu ilk fabrikada kalışım değildi. Bu gibi durumlara karşı hazırlıklıydım. Artık herkes çıkmıştı. Bende sisli banyolardan birine girip şofbeni açtım. Uyurken her tarafım tutulmuş bir halde oflayarak banyo yapmaya başladım. O sırada aklıma gündüz gördüklerim geldi. Kendime yargıç olamıyordum. Yeni tıraş ettiğim sikim uyanmaya başlamıştı bir anda. Anlaşıldı, onun istediği olacaktı. Otuz bir çekmek için en ülkü mekan biz erkekler içindir banyodur. Şartlar oluşmuşken bende elifi düşünerek mastürbasyon yapmaya başladım. Onun süt rengi göğüsleri aklımdaydı da göğüs uçlarının rengi ve şekli hakkında tercih yapmak benim fantezi gücüme kalmıştı. Konu sıkıntısı çekmeden otuz bir çekince boşalmak çok vakit almıyor. Ama ben boşaldığımda sanki gerçekten onunla beraber olmuş gibi yorgun düşmüştüm. Küvetsiz duşların köşesinde duran tabureye yığılıp kalmıştım. Kollarım bir yanda, bacaklarım bir yanda ve tabiki sikim bir yanda, sıcak su üstüme vururken gayet salaş bir vaziyette öylece gözlerimi kapatmıştım.

Suyun kesilmesiyle gözlerimi açtım. Aman allahım oda ne elif karşımda duruyordu. Yüzünde mat bir anlatım beni seyrediyordu. Affedersin dedim. Her yanım tutulmuştu. Sızıp kalmışım dedim. İçeri girdi, gömleğinin yakasını geriye katladı. Göbeği başımın hizasında, uzanıp omuzlarıma masaj yapmaya başladı. Ben şoktan şoka giriyordum. Hiç konuşmadım bir müddet. O sırtımı kollarımı boynumu her yanımı ovmuştu. Bunu yaparken sanki dantel işliyordu. Elimi son üzerine kapattığım ufaklık ani irkilmeye başladı. Bu iş burada durmalıydı. Teşekkür ederim dedim. Yeterli artık. Teşekkür etmek istiyorsan kendini içeri girdiğim anki gibi rahat bırak dedi. Kaç vakit oldu bir erkeği kendi ellerimle ve haz alarak yıkamayalı dedi. Sadece yıkamak mı? dedim. Bu afiyetle yenmiş güzel bir yemeğin üstüne alınan tatlı gibidir, bir bayana dedi. Aş yememişte olsam tatlı için teşekkür ederim dedi. Uzun eteği yaş dizlerimde ıslanmıştı. Yukarı doğru katladı. Kaldığı yerden devam ediyordu. Diz kapaklarının bir karış kadar üzerine kadar kaldırmıştı. Şimdi ben eğilmiş onları seyrediyordum. Uzandım dizlerini ovmaya başladım. Ellerini daha bir yavaş, daha bir vurgulu kullanmaya başladı. Başım üstündeki göğsü bir körük gibi inip kalkar olmuştu. Daha yukarılara doğru çıktım. Yapma dedi. Lütfen. Ben onu dinleyebilecek durumda değildim. Lütfen dedi diliyle dişi arasında sıska bir ses tonuyla. Sebep dedim. Daha fazlasını yapamam dedi. Ben durmuyordum. Çocuklarım dedi. Onlara karşı saygımı kaybederim. Zaten yaptığım tamamen basitlikti derken ellerini vücudumdan çekmişti. Ayağa kalktım. Hiç konuşmadan gözlerine baktım. Kaçırmıyordu artık gözlerini, Kaçırsa da gözyaşlarını saklayamazdı. Artık oda farkındaydı dönüş olmadığının. Dudaklarımız birbirine kenetlenmiş dillerimiz dans ediyordu yangın yerinde. Ellerimiz özgürlüğün tadını çıkarıyordu vücutlarımızda. Boynuna doğru indim. Kendini duvara yasladı. Gömleğinin düğmelerini açmama yardım etti. Evet o süt ak göğüslerinin başında geniş bir çerçeve içinde yavru ağzı rengi uca doğru koyulaşıyor, fındık büyüklüğü uçlarda son haddini buluyordu. Öyle bir azgınlıkla öpüyordum ki onları sanki bu ilk deneyimimdi. Her yerini bir an evvel yalamak yutmak istiyordum ama ağzım bir taneydi. Yavaş yavaş göbeğine doğru indim. Başımı elleri arasına alıp aşağı doğru bastırmaya başladı. Kaç zamandır kın kılıç görmemiş kın gibiydi. Yalamaya başladım. O sağ bacağını yana doğru açmış tek ayak üstünde duruyor, öbür bacağıda resmen titriyordu. Evet artık kendinden geçmiş dilimi derinliklerine doğru saldığımda ağzıma çağlayan gibi boşalmıştı.Ben yalamaya devam ettim. Lütfen dedi. çok vaktim yok. Bir an evvel kavuşmak istiyorum sana dedi. Eline aldığı aletimi ağzına götürdü. Kaldırmak için çabalaması gerekmiyordu. Zaten zıpkın gibi olmuştu. Arkasını dönüp ellerini duvara yasladı. O dudaklarını ısırırken ben derinliklerine doğrulmaya başlamış bir taraftan da sırtını öpüyordum.Ne kadar sürdü bilmiyorum ama o bir kaç kez daha boşalmıştı. Sonra beraber banyo yaptık. Devam etmek istedim öbür vakit dedi. O öbür zamanlarda yaşadıklarım yaşattıklarım ve hatta kocasının yaşadıkları öbür bir hikayenin konusu olacak. Selamlar.