Bitmeyen Yaz 1

. Yalnız bir çocuk sayılırdım,pek arkadaşım yoktu ve 18 yaşıma gelmeme karşın henüz bir sevgilim olmamıştı. Yalnız geçen yıllarım boyunca öğrendiğim bir şey varsa o da yalnızlığın insanın düş gücünü kuvvetlenmeye,çalışmaya zorladığıydı. Sıkıntımı gidermek için pek fazla enteresan düşünce üretmiştim. Tabii fikirlerde bir süre sonra yetmemeye başladı bende düş gücümü kullanarak fantezilerimi genişlettim. Daha evvel bilmediğim yönlerimi keşfettim…Bunlar arasında en önemlisi kadın ayaklarına olan ilgimi keşfetmemdir ki zaten bu sayfalarda bu konuyla ilgili yaşadığım olaylar yer almaktadır. Gittiğimiz otel Alanya-Manavgat yolu üzerinde bir yerdi. Otelde bizden öbür bir adet Türk aile vardı ve gerisi yabancıydı. Gerçekten muhteşem bir görünümü vardı ve yenilik kokuyordu. Daha sonradan öğrendim ki otelin ilk sezonuymuş. Odama yerleştim.(Ailem hiç olmazsa onlardan ayrı bir odada yatmama göz yummuştu.) Manzarası güzeldi. Camdan denizi ve havuzu gayet rahat görebiliyordum. Zaman kaybetmeden havuza doğru yollandım. İki gün geçtiğinde sıkıntıdan patlamak üzereydim,içimden devamlı beni buraya getirdikleri ve yalnızca sıkılmamı sağladıkları için aileme sövüyordum. Yalnızdım çünkü mahcup olmam,kızlara ya da öbür insanlara yanaşamamam yetmiyormuş gibi çevremdekilerin neredeyse tamamı yabancıydı. Biraz İngilizcem vardı hatta iyi konuşuyor sayılırdım ama konuşacak cesareti kendimde bulamıyordum. İki günümüde havuz kenarında ve denizin açıklarında geçirmiştim. Havuz kenarına iniyordum çünkü kendimi bir ayak cennetinde hissediyordum. Nereye baksam birbirinden güzel kadın ayaklarıyla karşılaşıyordum,güneş gözlüğümün ardından her ayağı inceliyor hepsiyle teker teker fanteziler kuruyordum. Yabancıların bu çeşit konularda daha esnek olduğunu düşündüğümden biraz umutlanıyordum. Belki durumumu farkeden bir Polonyalı yada Avusturyalı o güzel iki ayağı bana ikram edebilir diye düşünüyordum ama bu umutlarım düşündükçe sönüyor fanteziden öteye gidemiyordu. Denizde açılmayı fazla severim,açıklardayken kendimi kıyıda yüzen insanlardan faik görürüm. Ayrıca kıyıdaki kafalar birer benek olunca da yalnızlıktan korkar ne kadar kuvvetim varsa kullanarak kıyıya doğru bir depar atarım. İşte oteldeki ilk iki günümde havuzdan ayrıldığım zamanlarda yaptığım tek şey de buydu. Açıl…. sonra art gel…. tekrar,tekrar….

İkinci günün akşamı aileme minnet borçluydum. Akşam yemeğini ayrı yiyordum ve yalnızlığıma küfürler yağdırıyordum. Bir ara masamdan kalktım ve bira almak amacıyla fıçıların oraya giderken bizimkilerin yanına uğramaya karar verdim. Onlar yemeklerini kapalı kısımda yiyorlardı,içeri girdim ve ŞOK!!!! Bizimkilerin yanında fazladan dört şahıs daha vardı. İki masayı birleştirmiş, çevresine dizilmiş ve koyu bir muhabbete dalmışlardı. Baba olduğunu tahmin ettiğim şahıs 50li yaşlarda görünüyordu ve karısının da ondan farkı yoktu. Babamın karşısında genç görünümlü iki kız oturmaktaydı,bir an umutlansam da benden aka olduklarını anlayınca hevesim kursağımda kaldı. Bir kez daha yıkıldım,yalnızlığıma söverken iki adet muhteşem kızla tanışma fırsatı doğuyordu ama kendilerinden küçüklerle uğraşmayacakları kesindi. Masaya yaklaştım,gözler bana döndü, utancımdan yerin dibine girecektim. Keşke şu anda denizin dibinde yalnız olsam diye geçirdim içimden. Masadakilere merhaba dedim. Hepsiyle tokalaştım,umudum söndüğü için masadan uzaklaşmaya niyetliydim ama babam bakışlarıyla oturmamı emretti,emir demiri kesiyordu. Oturdum.Yaşlı amcanın adı Kaandı.Kaan amca, eşi Serap Hanım,kızları Banu ve Özlem beni süzdüler. (Dış görünüşüm fazla hoştur ve kibar bir insanımdır.) İlk izlenimler iyi olmalıydı ki yüzler gülümsemeye başladı, arkasından da soru yağmuru…. İki saate yakın bir süredir masadaydık.Bu yeni aileyle pek içten olmuştuk.Ankarada yaşadıklarını öğrenince bizimkiler iyice keyiflendi çünkü bizde Ankaradaydık.Sohbet boyunca birçok defa söze karıştım,onlarla güldüm ve yalnızlığımı unuttum. Banu 26 yaşında fazla güzel bir kızdı.Ankara Üniversitesini bitirmiş, iş arıyordu. Uzun,dalgalı,kumral saçları ve şahane fiziğiyle beni nefessiz bırakıyordu.Özleminde ondan aşağı kalır yanı yoktu.Ablasından sadece iki ıslak küçüktü ama fiziği onunla yarışıyordu,kızıl saçları mavi lensleriyle kimbilir ne canlar yakıyordu.Bilkent Üniversitesi mezunuydu ve staj yapıyordu. İkisinede aşık olmuştum.Ama maalesef onlara abla diye hitap etmek zorunda hissediyordum kendimi.

Yemeğimi kendi masamda bırakıp gelmiştim ve haliyle hala açtım.Masadakilere durumu açıklama ettim ve aleni büfeye doğru yollandım.Banu Ablada benimle kalktı ve tatlı masasına yöneldi.Beni pek sevmişe benziyordu.İkide birde takılıyor,şakalar yapıyordu. Yemekleri alınca ondan tarafa yöneldim.Gülümsedi,tatlılar hakkında yorumlar yaptık,bolca güldük.Masaya dönmeye hazırlanıyordu ki Banu Ablanın tabağındaki ıslak pastalardan biri yere düştü.Bir kısmı ayağının üzerine dökülmüştü. O ana kadar nasıl dikkat etmediğime şaşırıyordum.İnanılmaz güzel ayakları vardı.Hayatımda gördüğüm en güzel ayaklara sahipti,çok seksi bir çift kara terlik güzelliklerini pekiştiriyordu. O ayakların üzerindeki pastayı yalaya yalaya aş ne güzel olur diye düşündüm.Biraz fazla düşünmüş,dalmış olmalıyım ki Banu Abla beni dürtmek zorunda kaldı.Hemen başımı kaldırdım. “Yiğitçim şu tabakları tutar mısın?” diye sordu.İsteği yerine getirim.Masadan bir peçete aldı ve özenle ayağını temizledi.Bana işi biraz uzatıyormuş gibi geldi.Acaba az önceki dalgın anımda düşündüğüm şeyleri anlamış mıydı?Yok canım nereden anlayacaktı….. Güzelce temizledikten sonra ayağa kalktı,peçeteyi masanın kenarına koydu ve elimden tabakları aldı. “Teşekkür ederim,zahmet oldu sana.” dedi.Bende mühim olmadığı yolunda birşeyler geveledim.Hem heyecandan hem de çekingenliğimi hala üzerimden atamamış olmamdan ötürü sesim çıkmıyordu. Arkasına döndü ve masaya yollandı.Bende kendime tatlı almaya başladım,peçete gözüme takıldı.Heyecandan benimki kalkmıştı.Etraftakilere çaktırmadan peçeteyi elime aldım,ağzımı siliyormuş gibi yaparak üzerindeki pasta parçacıklarını yaladım.O parçacıkların az evvel Banu Ablanın ayağından,parmaklarından geldiğini düşününce zevkten boğulacak gibi oldum.Hayatımda ilk kez bir kadın ayağının tadına,dolaylı yoldan da olsa bakmış oluyordum….

Masaya döndüğümde kendimi toparlamıştım.Bütün bu olanların yalnızca üç yada dört dakika sürdüğüne inanamıyordum,bana saatler gibi gelmişti.Banu Abla ve Özlem Ablayla muhabbete daldım,benimkilerde yeni tanıştıkları arkadaşlarıyla muhabbet ediyorlardı. Oteldeki ulusal bütünlük sağlanmıştı.İki Türk aile idik ve dost olmuştuk,artık yalnız değildim.Banu ve Özlem Ablalarım beni sevmişlerdi.Tabiki kardeş olarak ama olsun genede yalnızlıktan kurtulmamı sağlamışlardı.Keyfim yerindeydi….. Saatler ilerleyince büyükler esnemeye başladılar,çok geçmeden Kaan amca ve Serap teyze ruhsat istediler,bizimklerde onları bekliyormuş Birlikte kalktılar,odalarına yollandılar. Üçümüz kalmıştık.Saat gece biri geçiyordu. Yemekler yenmiş,masalar boşaltılmış,havuz kenarındaki masalar yine düzenlenmişti.Gecenin bu en keyifli dakikalarını seven turistlerin bir kısmı hala oturuyorlardı.Bir süre daha muhabbet ettik.Mutluydum ama hala kendime kızıyordum. Gene çekingenliğim tutmuştu,bir laf etmek için beş dakika uğraşıyordum.O sırada Özlemden sahile yürümek gibi bir öneri geldi. (artık abla diye yazmayacağım çünkü zor oluyor) Yavaş yavaş sahile doğru inmeye başladık.Karanlık fazla güzeldi.Ağustos böcekleri ötüyor, uzaklardan kurbağa sesleri geliyordu.Ay denize yansıyor,dan seden yakamozlar oluşturuyordu. Karanlıkla nice yalnız geceler paylaşmıştım ama ilk defa gözüme bu kadar güzel göründü. “Pşşt” sesiyle irkildim.Gecenin güzelliğine kendimi kaptırmış olmalıyım ki hızlanmış ve onları biraz gerimde bırakmışım. Kızardım ve bunu gizleyen karanlığa teşekkür ettim.Gülümseyerek onlara yaklaştım. Durumu açıkladım.Ve geceden konuşmaya başladık.Sahilde yaklaşık yarım saat bir aşağı bir yukarı yürüdük ve kendimizi şezlonglara attık.Gerçekten fazla iyi insanlardı.Çekingenliğimi ayrım etmişler,fazla üstüme gelmeden ondan kurtulmamı sağlamışlardı.Üçümüzde şezlonglarımıza uzandık ve sessizliği dinlemeye koyulduk. Yine konuşmaya başladığımızda mevzu, bahis yemeklere geldi.Hepimiz otelin yemeklerini beğenmiştik. (Hele ben o ıslak pastaya bayılmıştım) Laf aleni büfedeki olaya geldi, Banu olayı Özleme anlattı.Anlatırken muzip muzip gülümsedi,göz kırptı. Yattığım şezlong rahat değildi ama ben neredeyse onun üzerinde uyuyacaktım.”Odalara dağılalım mı?” diye sordum ve “Daha erken” cevabını aldım.Çok uykum vardı saat adi ilerlemişti.”Benim fazla uykum geldi,o zaman ben gideyim” desemde yarar etmedi. Oyun bozanlıkla suçlandım. “Hiç olmazsa burada yat,biz giderken seni kaldırırız” dedi Özlem.”Tamam ben yatıyorum o zaman” dedim ve kalktım.

Deniz kenarına indim ve oraya uzandım.Sular arasında yatmak fazla güzeldi.Ritmik aralılarla dalga geliyor göğsüme kadar çıkıyor ve çekiliyordu.Koyun sayarmış gibi dalgaları sayarken uyumuşum. Aradan ne kadar geçti bilmiyorum ama birileri bana sesleniyordu.Zorlukla gözlerimi açtım,Banu ve Özlem tepemde dikilmiş beni uyandırmak için sesleniyorlardı.Uykunun öyle güzel yerinde uyanmıştım ki gözlerimi açamıyordum.Banu “Hadi Yiğiiit” diyerek ayağıyla omzuma bastırdı,birden bütün sinirlerim bir hoş oldu.O muhteşem ayaklar omzuma bastırıyordu.Rüya gördüğüme emindim. Özlemde “Hadi Yiğiit gidiyoruz kaaaalllkk” diye katılınca rüyada olmadığımı anladım. Dalgalar hala ritmik bir şekilde gidip geliyordu.Uykumun açılması için sulara doğru yuvarlanmaya başladım. Gelen ilk dalga uykumu aldı,ikincisi iyice açılmamı sağladı ve üçüncüsü boğazıma kaçtığı için öksürmeme sebep oldu.Artık uyanmıştım.Ben dalgalarla uğraşırken onlarda arkamdan suya girmişlerdi.Su bileklerinin biraz üstüne geliyordu.Kalkmaya hazırlandım,dört ayak üstüne kalktığım sırada Özlem ayağıyla beni sulara doğru ittirdi. “Uyanmadın oğlum biraz daha kal suda” dedi,gülüşüp duruyorlardı. Yine öksürmeye başladım,sırt üstü devrilmiştim suya o sırada üzerimden bir dalga geçti,gözlerim haşlandı tuzlu sudan.Tekrar kalkmaya çalıştım ama Özlem yine ittirdi ayağıyla ve bu sefer ben devrilince üzerime çıktı.Gülüp duruyordu.Dalgalar yüzünden mahvolmuştum,Özlem üzerimde olduğu için kalkamıyordum,üzerimde onun ağırlığı varken öksürmek fazla zordu ve beni harap düşürmüştü.Artık her dalga ağzıma burnuma giriyordu.Tekrar öksürmeye başladım,Özlemde fazla ileri gitmeden üzerimden indi.Her ikiside gülmekten ölüyorlardı. Gülerken bir yandan da “Uykucular işte böyle uyandırılır” diye laf atıyorlardı bana.Güç bela ayağa kalktım,kıyıya çıktım ve kumlara uzandım.

Gece fazla soğuk geldi birden.Üşüdüm..son bir kez öksürdüm.Onlarda yanıma uzandılar.Eşek şakalarını nasıl bulduğumu sordular.Ne yanıt vereceğimi bilemiyordum.Özlemin çıplak ayaklarıyla beni ezmesinin beni heyecandan geberttiğini mi yoksa tuzlu dalgalar arasında boğulmak üzere olduğumu mu söylemeliydim.İkinci şıkkı seçtim ve biraz katı bir sesle “Beni neredeyse öldürüyordunuz” dedim.Gelen yanıt beni yine şoka sürükledi. “Ne yani benim üstüne çıkmamdan hoşlanmadın mı?” diye sordu Özlem. Ne diyeceğimi düşünürken fazla zaman geçirmiş olmalıyım ki devam etti. “Banu aş alırken olanları bana daha ayrıntılı anllattı.Banunun ayaklarındaki pastaya bakarken ağzının suyu akmış.” dedi.Gülüyordu. “Hatta o sularıda Banunun kullandığı peçeteyle silmişsin. dedi. Tam anlamıyla bozuldum.Demek ben o peçeteyi yalarken beni görmüş ve durumu kavramıştı. Gülümsüyorlardı. “Bu söylediklerin seni haklı çıkarmaz” diye itiraz ettim. “Sadece bu kadar değil” diye Banu devam etti bu sefer. “O andan sonra hep seni kolladım, kaçamak bakışlar atıyordun ayaklarıma,hatta sadece benimkilere değil,Özleminkilere de. Hem madem etkilemiyor seni ayaklar,neden şu anda kazık gibi kalkmış seninki ?” Bütün savunmalarım çürütülmüştü.İtiraz etmeyi kesmek zorunda kaldım.Göz göre göre yalan söylersem daha fena olurdu. Şimdi alay etmelerini bekliyordum.Onlar anlamazlardı ayak sevmekten.Kesinlikle dalga geçilecek birşey olarak göreceklerdi. Yanıt vermedim,bu söylenenleri kabul ettiğim anlamına geliyordu. Utancımdan ağlamak üzereydim. “Utanacak ne var?” diye sordu Banu. “Sen nasıl ayak seversen bazı kadınlarda ayak sevdirmeyi severler.Utanılacak birşey yok.” Özlem ” Zaten biz bu küçük şakayı seni konuşturmak için yaptık.Başarılı da olduk sanırım” dedi.Güldü… “Hadi gidelim” dediler aynı anda. Ben hala konuşamıyordum utançtan. Kalktım,duşa doğru gittim,üzerimdeki kumları temizledim,şezlongların ordan t-shirtümü aldım ve otel yoluna yöneldim.Beni bekliyorlardı. Başımı eğdim,inanılmaz derecede utanıyordum..Özlem “Hadi be Yiğiiit!! Amma utangaçsın yaaa.İyi ki o vaka oldu aş alırken,bahaneyle ayak sevdiğimde ortaya çıktı diye sevineceğine ağlıyorsun neredeyse.” diye çıkıştı. “Sana ceza,yarın sana yapacağımız mini sınavı geçemezsen bu güzel ayaklarımızdan mahrum olursun.Hatta bütün garsonlara komilere falan anlatırız” dedi.”Yarını sabırsızlıkla bekle,çok güzel olacak” dedi. Banu “Hem sınavı geçmeni fazla istiyoruz,bu bizim ilk ayak sevdirme deneyimimiz olacak.Daha evvel internette rastlamıştık bu olaya ama ta ki sen bize bu fırsatı yaratana kadar önemsememiştik.Sen uyurken Özleme olayı anllattım,seninle denemeye karar verdik ama sen bozuluyorsun bu duruma.O nedenle Özlemin seçeceği cezayı yerine getirmen gerekecek önce.” dedi. Çok kati konuşmuşlardı,istediklerini yapmaya mecburdum artık,oteldeki her garsonun,kominin bana bakıp bakıp gülmesine dayanamazdım.Ne isterlerse yapmak zorundaydım. Aslında hayallerim gerçek olmuştu.Bir adet ayak diye yalvarırken dört adet ayağı ani sevebilecektim.Sevinmem gerekiyordu ama kahrolası utangaçlığım engelliyordu beni.

Bu arada otele vardık,binaya girdik.Kızların keyfi yerindeydi,istediklerini yapacak birisini bulmuşlardı,belki ilk kez deneyeceklerdi ama olsun genede artık onların ayak kölesiydim. Asansöre yöneldik.Benim odam 4. kattaydı,kızlar 3. katta kalıyorlardı. Asansöre binerken Özlem “Bir tecrübe yapalım bakalım” diye mırıldandı. Banu gülümsedi,ben heyecanlandım.Gene kıpkırmızı oldum ama bu sefer heyecandan.Asansör 6 kişilikti.Daha ikinci kata gelmeden Özlem STOP düğmesine bastı. “Hadi bakalım. Birer iyi geceler öpücüğü ver.” dedi.Ayağını öne doğru uzattı.Tereddüt ettim, zorladı. Ayakları muhteşem görünüyordu.Banunun ayakları gördüğüm en güzel ayaklardı ama bunlar daha bile güzeldi. Kaçamak bakışlarla göremediğim pek fazla ince ayrıntıyı,kıvrımı iki karış mesafeden görebiliyorum.Dört ayak üstünden o güzelim ayakları izliyordum,Özlem “Hadiiii fazla heyecanlıyım” diye mırıldandı.Banu o muhteşem ayaklarıyla enseme bastırdı.Mecbur yumulacaktım. Benim ufaklık dimdik olmuştu. derhal Özlemin terliğini çıkardım,başparmağına bir öpücük kondurdum. Başımı kaldırmaya niyetlendim ama Banu enseme daha fazla bastı,kalkmama ruhsat vermiyordu. “Daha güzel öp!Parmaklarımı em,ayak altımı yala” diye mırıldandı Özlem. Heyecandan boşalmak üzereydi heralde.İlk kez olduğunu söylüyorlardı ama üstat gibi devinim ediyordu.Heralde internette öğrenmişti bunları. Ensemdeki baskı arttı.Bende Özlemin sol ayağını elime aldım,teker teker parmaklarını yalamaya başladım.Zevkten ölüyordum.Hayallerim gerçek olmuştu.Birer lolipop gibi yaladım,onlarca kez emdim her parmağını.Parmak aralarını yaladım,kokladım o muhteşem kokuyu içime çektim.Sırt üstü kıvrıldım ufacık kabinde.Özlem ayağını yüzüme koydu.Tabanlarını yaladım,kalbim duracaktı,boşalmak üzereydim.O mis gibi kokan dehşet verici güzellikteki bakımlı,yumuşacık ayakları yaladım yuttum.Banu üzerime çıktı birden.Nefesim kesildi.Terliklerini kabinin köşesine fırlattı ve bir ayağını ağzıma soktu,ağzım yırtılmak üzereydi,parmaklarını boğazımda hissediyordum.Daha fazla dayanamadım ve boşaldım.Hayatımda ilk defa bu kadar fazla boşalıyordum.Boşaldığımı gören Banu üzerimden indi.Terliklerini giydi,Özlemde aynı işi yaptı.Ben kalkarken yine enseme bastırdı.” Özleme teşekkür etmeyecek misin? Sana hayatının en güzel anlarını yaşattı.Şimdi eğil ve teşekkür et,ayaklarına kapan ve defalarca öp,ta ki Özlem tamam diyene kadar.” dedi. Eğildim ve teşekkür etmeye başladım.Bir iki dakika sonra Özlem kalkmamı söyledi,asansörü yine devinim ettirdik,herşey on dakikada olmuştu ve gecenin bu saatinde kimse olmadığı için asansörde bu zevki yaşayabilmiştik.Alan memnundu veren memnundu.Asansörden indik. Gülümsediler,teşekkür ettiler.Onlara “İyi geceler” derken ertesi gün birşey yapmayacaklarını tahmin ediyordum ama yanılmışım.Üçüncü katta asansörden inmiştik,odalarına girene kadar arkalarından baktım,ailelerinden ayrı kalıyorlardı.Bende bir koşu odama çıktım.Banyoya daldım ve sevinçten ağladım.Hayallerim gerçek olmuştu.İmkansız gerçek olmuştu ve bende fazla mutluydum. Yaşadıklarımı saniye saniye gözümün önüne getirerek iki defa daha masturbasyon yaptım ve güneşin ışıkları kendilerini belli etmeye başlarken yatağıma girip uykuya daldım.

Ertesi gün öğlen üç civarında uyandım.Akşam yaşadıklarım bana düş gibi geliyordu. Yaşadıkarımın gerçek olduğunu ispatlayan tek şey çenemdeki ağrı ve dilimdeki mayhoş tattı. Duş aldım ve balkona çıktım,babamla annem plaja inmişlerdi,bir süre onları izledim.Başımı havuza doğru çevirince kızları gördüm.Onları izlemeye başladım.Gerçekten fazla güzellerdi.Onların ayaklarına sahip olabildiğim için fazla mutluydum. Özlem bir ara başını kaldırdı ve beni gördü,el salladı,inmemi işaret etti. Başımla tamam işareti yaptım ve mayomu giyip aşağı yollandım.Yanlarına giderken utangaçlığımın yine ortaya çıkmaya çalıştığını farkettim,öz benliğimle savaştım ve kazandım, gülümseyerek yanaştım.Havadan sudan konuştuk,dün geceki konuyu hiç açmıyorlardı.Biraz havuza girdik, yüzerken acıktığımı hissettim. Ne de olsa sabah kahvaltıya inememiştim ve saat 4e yaklaştığı halde hala açtım. “Ben birşeyler atıştıracağım” dedim. Havuzdan çıktım,kurulandım.Banu arkamdan “Yiğit biraz bekler misin?” diye seslendi.Arkamı döndüm,o enfes vücudun sular damlatarak havuzdan çıkışını ve bana yaklaşmasını izledim. “Özlem senin cezanı vermek istiyor.” dedi. Bir an anlayamadım ama sonra gece yaşanan diyalog aklıma geldi.Demek gerçekten beni köle yapmaya niyetliydiler.Eh açıkçası bende razıydım ama evvel verilen cezayı yapmam gerekiyordu. “Çok açım,gelince cezamı çekerim” dedim. “Olmaz,Özlem şimdi istiyor.Git onunla konuş” dedi.Tekrar havuzun kenarna yaklaştım.Özlem kenara doğru yüzdü. “Suya atla hadi” dedi. “Yemek yiyeyim gelirim,inan ki fazla açım.”dedim. “Suya gir yoksa on beş dakika içinde otelin bütün personeli senin hakkında konuşmaya başlar.” deyince mecburen suya atlamak zorunda kaldım. İyice yaklaştı bana,kulağıma eğildi. “Şimdi üçümüz kıyıya ineceğiz ve deniz bisikleti kiralayacağız,iyice açılınca sen suya ineceksin.Kıyıdakiler senin yüzdüğünü sanacaklar ama yanılacaklar.Banu bisikleti sürerken ben ayağımın birisini suya sallandıracağım ve sende alabildiğin kadarını ağzına alacaksın.Kıyıya enlem olarak devinim edeceğiz,yandaki otelin hizasına gidip gelene kadar bu devam edecek.Yani sen ağzında benim ayağım olduğu halde deniz bisikletiyle birlikte yüzeceksin.Eğer başaramazsan dün gece yaşanan her şeyi bütün otel personeli duyar ve rezil olursun,aynı zamanda bizlerin bu muhteşem ayaklarımızdan mahrum kalırsın. Eğer başarırsan hem cezanı çekmiş olursun hem de bu güzel ayakları hak ettiğini ispatlarsın. Nasıl ama???” diye açıklamada bulundu.Ağzım aleni dinlemiştim. Düştüğüm durumdan nasıl kurtulacağımı bilmiyordum,o ayakları istiyordum ve otele rezil olmak istemiyorsam bu söylenenleri başarmalıydım. “Tamam” dedim. Kendimi hem mesut hem de hüzünlü hissediyordum. Banunun durumu önceden bildiği belliydi.Belli ki ben yanlarında yokkken düşünmüşler bana bu cezayı müsait görmüşlerdi. Kıyıya doğru ilerledik.Açlıktan midem kazınıyordu ama unutmaya çalıştım. Bisikleti kiraladık ve denize açıldık.Kıyıdan uzaklaşınca Özlem inmemi söyledi,suya atladım,Özlem ayaklarını suya sallandırdı.Kendimi fazla tuhaf hissediyordum.Hayal bile edemiyeceğim tecrübeler yaşıyordum. “Hazır mısın?” diye sordu Banu.Başımla onayladım.Özlem ayağını uzattı,ağzıma aldım.Rahat yüzebilmem için biraz daha uzattı bacağını.Banu “Gidiyoruuuzzz” diye bağırdı,kahkaha attı ve pedallara asıldı. Önceleri yavaş sürsede sonradan hızlandı.Ağzımda Özlemin ayağı olduğu için fazla zorlanıyordum.Ağzımdan soluk alamadığım için yeterli oksijen alamıyordum ve haliyle hızlanamıyordum.Ayak ağzımdan kayar gibi oldu ama can havliyle yapıştım parmaklarına,yavaş yavaş ağzıma aldım tekrar.Çok zevkli bir duyguydu ama aynı zamanda fazla zordu. Başaramazsam başıma neler geleceğini bildiğimden dahada zorlaşıyordu. Devamı gelecek