Dileği Sekreter Olarak Aldım

Bundan on onbir yıl kadar evvel idi. Meslek hayatıma atılalı daha bir, bir buçuk yıl kadar olmuştu. İşlerimi takip etmek için büromdan ayrıldığımda gelen gidenle ilgilenmesi ve oyalaması için bir sekreter tutmuştum. Ne var ki sekreterimden pek memnun değildim. Lise mezunu ve koca bekleyen, gudubet bir annesi olan ince, narin, asık suratlı ve sinirli bir tipti ve hiç de pas vermiyordu. Bir gün bir dostumun tavsiyesi ile sekreterime yol verdim ve her yola uygun yani kapısı aleni bir kızı sekreter olarak işe aldım. Adı Dilek`ti. Dilek, kısa boylu, iri gözlü, esmer ve bakışları ile insana umut veren çağdaş fikirli bir kızdı. Günler geçmeye başladı. Ben ilk günler ürkütmemek için üstüne gitmedim. Biraz da zamana bıraktım bakalım ne olacak diye. Bu arada bekar olduğum için geceleri de büroya gidiyor ve bira içip televizyon falan seyrediyordum. Bu gecelerde sık sık şüpheli telefonlar geliyordu. Arayan şahıs hiç konuşmuyor ve benim sesimi dinliyordu. Bu arayanın Dilek olduğunu sonradan kendisine itiraf ettirecektim. Aradan bir ay kadar bir vakit geçmişti. Bir gün kolum tutulmuştu ve sık sık ovuşturuyordum. Dilek bunu görünce yanıma geldi ve kolun tutulmuş her halde ben oğuvereyim dedi. Ben de sen bu işten anlar mısın dedim. Evet ben el aldım kısa süre sonra iyileşir dedi ve oğmaya başladı.

Gerçekten de kısa bir süre sonra kolum biraz daha iyi olmuştu. Bu arada ellerinin teması da beni hayli etkilemişti. Ertesi günü öğle tatilinde tıraş olduktan sonra büroma gittim. Biraz sonra da Dilek geldi. Ben kendisine tekrar kolumun ağrıdığını ve masaj yapmasını istedim ve daha rahat olması için de büronun dışarıdan görülmeyen bölümündeki bir sandalyeye oturdum. Dilek de yanıma geldi ve masaj yapmaya başladı. Masaj aslında bahane idi. Dilek bir süre masaj yaptıktan sonra kolumu bırakarak omuzlarımı ve boynumu da ovmaya başladı. Ani eğilerek yeni tıraş olduğum yüzüme bir öpücük kondurdu. Ben de hiç bekletmeden dudaklarına uzanarak yanıt verdim. Onu kucağıma oturtarak uzun uzun doya doya öpüştük. Bu ateşli öpücüğün ardından bayılacak gibi olmuştu. Ohhh dünya varmış alışmış kudurmuştan betermiş diye boşana dememişler dedi. Kapı aleni olduğundan her an birisi gelebilirdi. Onun için o günlük o kadarla yetindik. Bir hafta kadar bu şekilde öpüşmelerle geçti. Ben sanki onun bakire olmadığını bilmiyormuş gibi davranıyor çok üstüne gitmiyordum. Bir gün sevişirken ani durdu ve ben kız değilim bunu bilmeni istiyorum dedi. Ben de bunun mühim olmadığını söyledim. Bugün sana istediğini vereceğim dedi ve elini uzatarak fermuarımı açtı. Dimdik olmuş olan yarağımı eline aldı ve eğilerek saksofon çekmeye başladı. Harika bir şekilde yalıyordu. Şimdiye kadar böylesini görmemiştim. Acayip bir şekilde tahrik olmuştum ve neredeyse gelecektim.

Birden saksofon çekmeyi bırakıp arkasını dönerek eteğinin altından donunu sıyırdı ve öne doğru eğildi. Beni bekliyordu. Ne varki bu pozisyon hoşuma gitmemişti. Onu sandalyeye oturttum ve bacaklarını iki yana doğru açarak o güzel amcığını iyice ortaya çıkarttım. Bacaklarından tutarken yarağımı ayarlayarak amına güzel bir giriş yaptım ve sokup çıkarmaya başladım. Zaten iyice tahrik olduğum için yarım dakika içinde boşaldım. Pantolonumun art cebinden kağıt mendil kutusunu çıkartarak kağıt mendillerle cinsel organlarımızı temizledik. Dilek herhalde yeni adetten çıkmıştı ki kağıt mendilde biraz pembelik olmuştu. Bu günlük bu kadar yeter, diyerek kilitlemiş olduğumuz kapıyı açarak birer sigara yakarak yorgunluk çayı içtik. Ertesi günü iple çekiyordum. Fakat umduğum gibi olmadı, gelen gidenden ve işlerimden ötürü pek kendisini sıkıştıramadım o da biraz cilveleşip kaçıyordu. Yani gösterip gösterip vermiyordu. Bu arada büroya bir battaniye tedarik ettim. Ertesi günü mesaiden evvel büroya gelmek için sözleştik. Ertesi günü saat yedi buçuk sıralarında büroya geldiğimde o benden evvel gelmiş, sobayı yakarak büroyu iyice ısıtmıştı. Ben de battaniyeyi çıkarttım ve sandalyeleri çekerek bir yer açtım ve battaniyeyi bir döşek gibi yere serdim. Artık beğeni dakikaları başlamıştı. İkimiz aynı ayna soyunduk ve battaniyenin üzerine yatarak çılgınlar gibi sevişmeye başladık. Pozisyondan pozisyona geçiyorduk. Denemediğimiz pozisyon kalmamıştı. Sonunda ikimiz de bittik ve toparlanarak ortalığı topladık. Saat dokuz olmuştu. O gün nasıl geçti bilemedik. Ertesi günü geldiğinde, dün gece uyuyamadım mahvetmişin dün beni diye cilveli cilveli sitemlerde bulunuyordu. Ondan sonra da bir kaç gün yanıma bile yaklaşmadı. Daha sonraki günlerde de bu ilişkimiz artarak devam etti. Artık karı koca gibi olmuştuk. Birbirimizin kulaklarına aşk sözcükleri fısıldıyor ve her fırsatta sikişiyorduk. Diğer maceralarımızı diğer hikayelerde anlatacağım.